Eylül 07, 2010  

Ben olsam bu 'has arabesk'te içmem

RUKEN ADALI -ANF
Özel / 09:23 / 28 Temmuz 2010

İSTANBUL - Seslendirdiği Karadeniz şarkıları ve hayat karşısındaki tutumuyla sevdiğimiz sanatçı Şevval Sam, kısa bir süre önce müzikseverlerin karşısına "Has Arabesk" adında bir albümle çıktı. Bir sanatçının, sosyolojik olarak aşağılanan arabesk şarkıları seslendirmesi cesaret ister. Sanatçı, bu albümü yapmayı “önyargıları yıkmak” olarak açıklıyor. Bu konudaki başarısını zaman gösterecek. Genel olarak güzel bir çalışma ancak “has”lığı biraz eksik. Başka bir ifadeyle damardan değil!

Sanatçı Şevval Sam'ın, 15 arabesk şarkıdan oluşan "Has Arabesk" adlı albümünü, Kalan Müzik müzikseverlerle buluşturdu. 2 yılı aşan bir çalışma olan albümde, arabesk müziğin ruhuna uygun olarak elektronik enstrüman kullanılmamış. Albümde, Ferdi Tayfur, Orhan Gencebay, İbrahim Tatlıses, Gülden Karaböcek ve Müslüm Gürses gibi Türkiye'de arabesk müziğin idolü haline gelmiş sanatçıların, bugünde yaşayan şarkıları var. Ferdi Tayfur’un Bana Sor’u, İbrahim Tatlıses’in Bir Kulunu Çok Sevdim’i, Müslüm Gürses’in İçiyorsam Bir Sebebi Var’ı, Bergen’in Eller Aldı’sı albümdeki şarkılardan bazıları.

ŞEVVAL SAM’IN ARABESK SÖYLEMESİ CESARET İSTER

Şevval Sam gazetelere verdiği röportajlarda, albümün 10 yıllık bir hayali olduğunu söylüyor. Şevval Sam gibi müzik alanında nitelikli çalışmalara imza atan birinin, arabesk söylemesi cesaret işi. Müzikal anlamından öte, sosyolojik anlamda bir cesaret gerektiriyor.

Arabesk, 12 Eylül sonrasında özellikle kent yoksullarının, başka bir ifadeyle “baldırı çıplakların, ayak takımının” müziği oldu. TRT'nin yanından bile geçemeyen arabesk, gecekondulardan, minibüslerden, tekstil atölyelerinden yoksulların hayatının tam da ortasından yükseldi durdu. Arabesk yoksulların kadere boyun eğmiş isyanının ifadesi olurken, arabesk ve arabesk dinleyenler sosyolojik olarak aşağılandı. Hatta bugün nasıl dizi film izlediği halde, “en çok ne tür filmleri izlersiniz” sorusuna “belgesel film” yanıtının verilmesi gibi, arabeski dinlediği halde dinlememiş gibi yapanlar da az değildi.

Arabeski yok sayma ise özel televizyon kanallarına kadar böyle sürdü gitti. Ancak özel televizyon yayıncılığıyla birlikte, arabesk kasetlerden çıkıp televizyonlardan evlere konuk oldu. Özgün müzik olarak ifade edilen protest müziğe bile sirayet etti. Ancak buna karşın sanat dünyasının ve toplumunun üst tabakasının arabeske bakışı değişmedi. İşte, Şevval Sam, bu olumsuz bakışa rağmen yapmak istediği şeyi yaptığını söylüyor.

Şevval Sam, bir röportajda bir soruya yanıt verirken, arabesk söylediği için eleştiri aldığını ima ediyor ve şöyle diyor: “Sinemada bir bar şarkıcısını, fahişeyi yada ev kadınını oynasam insanlar bunu sinematografik değerlendirirler, ‘iyi oynamış mı oynamamış mı’ diye bakarlar. Eğer benim yaptığım işe müzikal olarak da benzer bir bakış açısı getirseler, belki de bu soruyu hiç sormayacaklar. Farklı bir rol oynadığım zaman eleştirmiyorlar ama farklı bir tarzda şarkı söylediğim zaman eleştiriyorlar. Mesleki olarak da hayata karşı duruş olarak da kategorize olmayı kabullenebilen biri değilim. Doğal olarak hayatta nasıl tek tarz müzik dinlemiyorsam söylerken de böyle bir kısıtlamaya gitmiyorum. Bana zaten alışılagelmiş şeyler çok sıkıcı geliyor, hayatı algıladığım gibi yaşıyorum, yaptığım işi de algıladığım gibi yapıyorum. Eğer kötü yaptığımı düşünüyorlarsa bunu tüketmemek en doğal hakları ama beğenirlerse de önyargılarına mani olan bir unsur olarak görebilirler. Önyargıların hayatın keşif süreçlerini engellediğini düşünüyorum.”

Sam, arabeskin sosyolojik olarak aşağılandığını vurgulayarak çok önemli bir noktaya işaret etmiş röportajından birinde: “Yine beni kabullenmeleri de sosyolojik bir olgu, çünkü arabesk kültürün ortaya çıkardığı bir karakter olmadığım için benden dinliyorlar.” Bu nokta önemli. Eğer bugün Şevval Sam yerine, İstanbul’un Gazi Mahallesi’nden bir genç aynı şarkılardan oluşan bir albüm çıkarmış olsaydı, ne NTV’nin sanat programlarına konuk olurdu ne de gazete sayfalarında konu olurdu.

ARABESKİN HAS DİNLEYİCİLERİ NE DÜŞÜNÜYOR?

Şevval Sam, albümüyle arabeski dinleyici kitlesi için kabul edilebilir, görünür kıldı. Ancak arabeskin has dinleyicileri acaba bu albüm hakkında ne düşünüyor? Bu soruya yanıt vermek için elimizde herhangi bir veri yok. Ancak, arabeske olan kulak alışkanlığımızı kriter alırsak, albümün has olduğunu söylemek pek mümkün değil. Şarkılar, damardan şarkılar, çalgılar da öyle. Ancak, sanatçının yorumu, damarımıza işlemiyor bir türlü. Bana Sor’u dinlerken, Ferdi Tayfur’un hıçkırıklara boğuluyormuş gibi genizden çıkan yorumunu arıyor kulaklarımız. Ancak, bu tadı vermiyor “Has Arabesk”.

Şarkıların toplamında da, has arabesk dinliyormuş gibi hissetmek mümkün değil. Hissettiğimiz, sevdiğimiz bir sanatçının, sesin, seslendirdiği arabesk şarkılar sadece.

ANF NEWS AGENCY

NOT: HABERİ KOPYALAMAK VEYA YENİDEN YAYINLAMAK YASAKTIR


© 2010 Ajansa Nûçeyan a Firatê