Roboskili anneler: Gözyaşı dökmüyoruz, kan ağlıyoruz

Türkiye Barış Meclisi, Roboskî katliamının ikinci yılı dolayısıyla “Kanayan yaramız Roboskî” adıyla anma etkinliği düzenledi. 13 yaşında katledilen Erkan Encü'nün annesi Felek Encü, "Artık gözlerimizden yaş yerine kan geliyor. Elinizi elimize uzatın hesap sorun" dedi. 

Şişli Kent Kültür Merkezi'nde düzenlenen etkinliğe Roboskîli ailelerden Ferhat Encü, Felek Encü, Hikmet Alma, BDP İstanbul İl Eşbaşkanları Arife Çınar ile Emrullah Bingül, BDP ilçe yöneticileri, HDK Yürütme Kurulu üyesi Ender İmrek katıldı.

Açılış konuşmasını yapan Barış Meclisi Sözcüsü Hakan Tahmaz , “724 gündür yaramız kanıyor. Bu yara kanadığı sürece toplumda adaletin yerini bulması, özgürce yaşayabilmek, vicdanlarını rahatlaması mümkün değil” dedi.

Tahmaz, tüm dünyanın bir an önce adaletin yerini bulmasını, sorumluları yargılanmasını istediğini kaydetti. Çatışmasızlık nedeniyle bir yıldır anaların gözyaşlarının az da olsa dindiğini ancak Gever katliamı ile acıların yenilendiğini söyleyen Tahmaz, Kürt sorunu çözümsüz kaldığı sürece gözyaşlarının akacağını söyledi.

Roboskî katliamı davasının askeri mahkemede sürdüğünü hatırlatan Tahmaz, “Sanık da, yargılayan da, hâkim de aynı makam. Yargı vicdanlara kulak vermeli” dedi.

Ardından, Roboskî katliamının anlatıldığı sinevizyon gösterimi yapıldı.

ELÇİ: AİLELER SORUŞTURMANIN NEREYE GİTTİĞİNİ BİLMİYOR

Davanın avukatlarından Diyarbakır Barosu Başkanı Tahir Elçi, “Roboski siyasi bir meseleden önce vicdani ve insanı bir meseledir” dedi.

Adalet gerçekleşmeden barışın gelmesinin mümkün olmayacağını söyleyen Elçi, Roboskî katliamı dosyasındaki hukuki süreci anlattı.

Roboski soruşturmasının 2 yıldır gizli yürütüldüğünü hatırlatan Elçi, “İki yıldır aileler ve avukatlar olarak soruşturmanın nereye gittiğini bilmiyoruz” diye konuştu.

Şırnak ve Diyarbakır ÖYM tarafından hazırlanan fezlekede her hangi bir şüpheliye ilişkin tek bir kimlik bilgisinin dahi olmadığını söyleyen Elçi, soruşturmanın askeri mahkemede sürdüğünü hatırlattı. Elçi, “En üst rütbesinden en altına askeri yetkililerin sorumlu olduğu bu soruşturmaya yine askeri mahkeme bakıyor. Böyle bir davada adil sonuç bekleyemeyiz” dedi.

Elçi, “Roboskî'de işlenen ağır bir suçtur. Yapanlar 33 kez ağırlaştırılmış müebbet hapis cezasını hak ediyorlar. Roboskî'de yaşanan insan haklarının en ağırı, yaşam hakkının en ağır ihlalini oluşturan bir davranıştır. Bir kez daha böyle bir zulmün acının yaşanmaması, Türk ve Kürt halklarının barış içinde bir birlerine güvenerek yaşayacağı ortak bir gelecek bakımından Roboskî katliamının faillerinin cezalandırılması önemlidir. Ama bu konuda olması gereken yerde değiliz” diye belirtti.

Hükümetin, ilk günlerde “sivil teröristlerdi” şeklinde açıklama yaptığını hatırlatan Elçi, “Velev ki o 34 kişi silahlı örgüt üyesi olsaydı bile insan öldürme suçunun işlendiği gerçeğini ortadan kaldırmaz” dedi.

Diyarbakır Barosu Başkanı Tahir Elçi, 2 yıldır süren soruşturmadan bir sonuç çıkmadığını söyleyerek, bundan sonraki süreç için değerlendirme yapıp, başka başvuru yapabileceklerini kaydetti.

'GÖZYAŞI DEĞİL, KAN AĞLIYORUZ'

Katliamda yaşamını yitiren Erkan Encü'nün annesi Felek Encü, konuşmakta zorlandı. Anne Encü “benim oğlum daha 13 yaşındaydı. Kar yağdığında düşmesinden korktuğum için dama çıkmasına izin vermezdim. Kat kat yatak sererdim üşümesin diye ama şimdi soğuk toprağın altında üşüyor, 34 arkadaşıyla birlikte. Başbakan şimdi katillerini kanatlarının altına almış, hesap sormuyor. Artık gözlerimizden yaş yerine kan geliyor. Artık başka anaların ağlamasını istemiyoruz. Başka çocuklar ölmesin. Elinizi elimize uzatın hesap sorun” diyebildi.

Akil İnsanlar Heyeti üyesi Levent Korkut ise Roboskî'nin tarihten bugüne Türkiye'nin geçmişinden bugüne karanlık süreçlerinin bir parçası olduğunu söyledi. Korkut, Roboskî'nin de diğer katliamlar gibi hala aydınlatılmadığını kaydetti.

ROBOSKİ KATLİAMLARIN ÖZETİ

Katledilenlerden Nadir Alma'nın abisi Hikmet Alma, aralık ayında yaşanan katliamlarda katledilenleri anarak konuşmasına başladı.

Yıllardır Kürt halkı üzerinde katliamların uygulandığını söyleyen Alma, “Roboskî bizim için bu katliamların özeti” dedi. Roboskîli aileler olarak katliamların yargılanmasını kendilerine hedef olarak koyduklarını söyleyen Alma, devletin tüm baskıcı politikalarına rağmen adalet mücadelesinden vazgeçmeyeceklerini söyledi. Alma herkesi 28 Aralık'taki anmaya çağırdı. 

'ROBOSKÎ'Yİ ANLAMAK İÇİN KÜRT OLMAK GEREKMEZ'

Roboskî'ye giderek, ailelerle görüşen Türkiye Psikiyatri Derneği'nden Hira Selma Kalkan, katliamın bıraktığı izleri anlattı. Katliamın hemen ardından ve 6. ayında Roboskî'ye gittiklerini söyleyen Kaya, “Travma, birden bire beklenmedik bir anda dehşet verici insanı çaresiz kılan bir durumdur. Her olay herkes için travma etkisi yaratmaz. Roboskî'den etkilenmek için sadece Kürt olmak gerekmiyor, insan olmak yeter. Beklenmedik bir anda, zaten rutin yapılan bir iş sırasında insanlar bombalanıyor. Travmatik bellek, dağıtır, üzerine yeni bir şey inşa etmek imkansız değil ama zordur. Ama bunun için bazı şeyler gerekir. Roboskî'de yas süreci yaşanamıyor. Bu süreç gerekli bir ve sağlıklı bir şeydir. Yaşanmadığı sürece asıl kötü olur” şeklinde konuştu.

'MEDYA HALA 'ULUDERE ÇOK MUTLU' MANŞETİ ATIYOR'

Radikal Gazetesi yazarlarından Özgür Mumcu, “Bugün Roboskî'de çözülmezse yarın bir başka Roboskî olacak. O nedenle Başbakan başta olmak üzere herkes üzerine düşeni yapmalı” dedi.

“Medyanın Kürt meselesine yaklaşımı ortada ama Roboskî'ye bakış da farklı olmadı. O unutulmaz bir gündü, herkes Genelkurmay’ın yapacağı açıklamaya baktı. Ciddi suçlamalar içeren yakışıksız çirkin bir metin yayınladı. Daha sonra herkes meşrebine göre bir tavır aldı. Çoğu bunun bir kaza olduğunu yazdı, daha milliyetçi olanlar ise silah taşıyorlardı şeklinde verdi” diyen Mumcu, Takvim gazetesinin 16 ay sonra "Uludere çok mutlu" manşetini attığını hatırlattı. Mumcu, Başbakan'ın "Her kürtaj Uluderedir" sözlerine de göndermede bulundu; "Biz kalktık bu terbiyesiz açıklamayı manşetlere tartıştık. Gündem tuzağına düştük ve Uludere’yi değil, kürtajı tartıştık" dedi.

“Hükümet, yargı, medya üçlüsü var. Kürt sorunu olduğunda birlik oluyorlar. Medyaya, toplumsal barış için büyük bir rol düşüyor. Hala kimsenin Roboskî'yi toplumsal bir acı olarak görmüyor” diyen Mumcu, medyanın toplumsal barışı tesis etmek için bu katliamın neden önemli olduğunu, iki bölge arasında bağlantı kurması gerektiğini anlatması gerektiğini söyledi.

“Katliamların bitmesi için bir daha Roboskî olmaması için medyanın bu olayın üzerine gitmesi lazım” diyen Mumcu, "İktidar, patron baskılarına rağmen haber yapan arkadaşlarıma teşekkür ediyorum. Yenebilmek için elimizdeki tek vasıta medyadır. O nedenle medyaya cesaret verelim, medyada bize destek versin ki katilerin yargılanırken görmenin onurunu yaşayalım" şeklinde konuştu.

'İNSANIN İKTİDARA KARŞI SAVAŞIDIR ROBOSKİ'Yİ HATIRLAMAK'

Sabancı Üniversitesi Öğretim Üyesi Ayşe Betül Çelik, "Yaraların iyileşmesi, bu acıların unutulması çok zor. Hafızanın unutmaya, insanın iktidara karşı bir savaşıdır Roboskî'yi hatırlamak. Geçmişle yüzleşmek yaraları sarmanın en önemli etkeni" dedi. 
"Kürtlerin yarasına tuz biber eken Türklerin sus pus kalmasıdır" diyen Çelik, toplumsal mutabakatın önemine dikkat çekti. "Barışın yolu akıldan çok kalplere seslenmekten geçiyor" diyen Çelik, Toplum olarak nasıl bir birimizin kalbinden geçip, sulh yapacağız, yarınımızı nasıl kuracağız?" sorulara verilecek yanıtların önemli olduğunu söyledi.

Anmada Oyuncu Orhan Alkaya, katledilenler için şiir okudu. İlkay Akkaya'nın söylediği ağıtlar, salonda duygulu anlar yaşattı. Dengbej İbrahime Pirike, Roboskî için ağıtlar yaktı.